timberland outlet polos lacoste mbt baratos nike roshe run ghd outlet hollister madrid nike outlet nike huarache joyas pandora Gafas ray ban ray ban baratas ralph lauren espa?a gafas oakley nike sb baratas new balance baratas nike free baratas boligrafos montblanc air jordan ireland new balance ireland

timberland outlet polos lacoste mbt baratos nike roshe run ghd outlet hollister madrid nike outlet nike huarache joyas pandora Gafas ray ban ray ban baratas ralph lauren espa?a gafas oakley nike sb baratas new balance baratas nike free baratas boligrafos montblanc air jordan ireland new balance ireland

15 Kasım 2018 Perşembe
17:50
Kültür-Sanat   Önceki Haber     |     Sonraki Haber       |      ANA SAYFA
Hızlı Yazdır! Hızlı Yazdır        
Yazı boyutunu:    

Tarih/Saat: 7 Ocak 2015 Çarşamba, 09:49:04

Banet Suad Kasidesi

Ka’b, şair bir sülaleden geliyordu. Babası Züheyr kuvvetli bir şairdi. Yahudi ve Hıristiyanların meclislerine devam ederdi. Bu sebeple yakında bir peygambe­rin çıkacağını biliyordu.

Züheyr bir gece rüyasında gökten bir ip uzatıldığını, elini uzattığı hâlde onu tutama­dığını gördü. Bunu, çıkacak peygambere kendisinin yetişemeyeceğine yordu. Çocuklarına, ona yetişirlerse iman etmelerini vasiyet etti.

Aradan yıllar geçti… Hicret’in 9. yılında Züheyr’in oğulları Büceyr ve Ka’b, Me­dine’ye giderlerken Eraku’l-Azzaf a geldiklerinde Büceyr kardeşine, “Sen bura­da dur da ben gidip Muhammed’le bir görüşeyim.” dedi ve Medine’ye gitti. Re­sû­lul­lah ile biraz sohbet ettikten sonra da Müslüman oldu. Kardeşi Ka’b’a haber salarak Müslüman olduğunu bildirdi. Ka’b çok kızdı. Gönderdiği şiirinde onu yerdi.

Onun bu hâline çok üzülen kardeşi Büceyr, Müslüman olmasını çok istiyor­du. Bir şiir yazıp gönderdi. Mektubu alan Ka’b ne yapacağını, nasıl hareket ede­ceğini uzun uzun düşündü. Bu arada hidayet nuru kalbini aydınlatmaya başla­mıştı. Medine’ye hare­ket etti. Gizlice şehre girdi. Daha önce tanıdığı birinin evi­ne misafir oldu. Sabahleyin Re­sû­lul­lah’ın huzuruna çıktı. Elini Peygamberimi­zin mübarek eli üzerine koydu. Sonra da, “Yâ Re­sû­lal­lah! Ka’b bin Züheyir, yap­tıklarına pişman olarak ve İslamiyet’i kabul ederek gelmiş bulunuyor. Onu size getirsem, kendisini affeder, Müslümanlığını kabul buyurur musunuz?” dedi. Peygamberimiz, “Evet.” cevabını verince de hemen Kelime-i Şehadet getirdi. Peygamberimiz, “Sen kimsin?” diye sordu. Ka’b, “Ben Ka’b bin Zü­heyr’im.” de­di. Sonra da Müslüman olduğunu, tövbe ettiğini dile getiren ve “Bânet Süâd (Sevgili Uzaklaştı)” sözleriyle başlayan uzunca bir kaside okudu. Bittiğinde Peygamberimiz sırtından bürdesini (hırka) çıkarıp ona giydirdi. Bu kaside “Kasîde-i Bür­de” ismiyle, Ka’b da (r.a.) “Kasîde-i Bürde Sahibi” diye meşhur oldu.

Re­sû­lul­lah’ın Ka’b’a verdiği hırka Hicret’in 26. yılında vefat edinceye kadar yanında kaldı. Muâviye’nin (r.a.), “Re­sû­lul­lah’ın hırkasını bize sat.” teklifini Ka’b (r.a.), “Ben, Re­sû­lul­lah’ın hırkasını giymek hususunda hiç kimseyi kendi­me tercih etmem!” diyerek reddetti. Fakat vefatından sonra Ka’b’ın oğulları onu Muâviye’ye (r.a.) sattılar...

Bu mübarek hırka tevarüs yoluyla halifeden halifeye geçti. Nihayet Yavuz Sultan Selim, diğer emanetlerle birlikte onu da Mısır’dan İstanbul’a getirdi. Hır­ka hâlen Topkapı Sarayı (Müzesi) Hırka-i Saadet Dairesi’nde bulunmakta ve İki Ci­han Serveri’ni hatırlatan mukaddes bir emanet olarak herkes tarafından ziyaret edilmektedir.

Hz. Ka’b’ın “Kasîde-i Bürde”si Fransızca, İtalyanca ve diğer bazı dillere çevril­miştir. Ka’b’ın (r.a.) diğer kaside ve şiirleri “Şerh-i Divan-ı Ka’b ibni Züheyr” is­miyle şerhedilmiştir.[1]

بانت سعاد
لكعب بن زهير

 

 

بانَتْ سُعادُ فَقَلْبي اليَوْمَ مَتْبولُ

 

مُتَيَّمٌ إثْرَها لم يُفْدَ مَكْبولُ

وَمَا سُعَادُ غَداةَ البَيْن إِذْ رَحَلوا

 

إِلاّ أَغَنُّ غضيضُ الطَّرْفِ مَكْحُولُ

هَيْفاءُ مُقْبِلَةً عَجْزاءُ مُدْبِرَةً

 

لا يُشْتَكى قِصَرٌ مِنها ولا طُولُ

تَجْلُو عَوارِضَ ذي ظَلْمٍ إذا ابْتَسَمَتْ

 

كأنَّهُ مُنْهَلٌ بالرَّاحِ مَعْلُولُ

شُجَّتْ بِذي شَبَمٍ مِنْ ماءِ مَعْنِيةٍ

 

صافٍ بأَبْطَحَ أضْحَى وهْومَشْمولُ

تَنْفِي الرِّياحُ القَذَى عَنْهُ وأفْرَطُهُ

 

مِنْ صَوْبِ سارِيَةٍ بِيضٌ يَعالِيلُ

أكْرِمْ بِها خُلَّةً لوْ أنَّها صَدَقَتْ

 

مَوْعودَها أَو ْلَوَ أَنَ النُّصْحَ مَقْبولُ

لكِنَّها خُلَّةٌ قَدْ سِيطَ مِنْ دَمِها

 

فَجْعٌ ووَلَعٌ وإِخْلافٌ وتَبْديلُ

فما تَدومُ عَلَى حالٍ تكونُ بِها

 

كَما تَلَوَّنُ في أثْوابِها الغُولُ

ولا تَمَسَّكُ بالعَهْدِ الذي زَعَمْتْ

 

إلاَّ كَما يُمْسِكُ الماءَ الغَرابِيلُ

فلا يَغُرَّنْكَ ما مَنَّتْ وما وَعَدَتْ

 

إنَّ الأمانِيَّ والأحْلامَ تَضْليلُ

كانَتْ مَواعيدُ عُرْقوبٍ لَها مَثَلا

 

وما مَواعِيدُها إلاَّ الأباطيلُ

أرْجو وآمُلُ أنْ تَدْنو مَوَدَّتُها

 

وما إِخالُ لَدَيْنا مِنْكِ تَنْويلُ

أمْسَتْ سُعادُ بِأرْضٍ لايُبَلِّغُها

 

إلاَّ العِتاقُ النَّجيباتُ المَراسِيلُ

ولَنْ يُبَلِّغَها إلاّغُذافِرَةٌ

 

لها عَلَى الأيْنِ إرْقالٌ وتَبْغيلُ

مِنْ كُلِّ نَضَّاخَةِ الذِّفْرَى إذا عَرِقَتْ

 

عُرْضَتُها طامِسُ الأعْلامِ مَجْهولُ

تَرْمِي الغُيوبَ بِعَيْنَيْ مُفْرَدٍ لَهِقٍ

 

إذا تَوَقَّدَتِ الحَزَّازُ والمِيلُ

ضَخْمٌ مُقَلَّدُها فَعْم مُقَيَّدُها

 

في خَلْقِها عَنْ بَناتِ الفَحْلِ تَفْضيلُ

غَلْباءُ وَجْناءُ عَلْكوم مُذَكَّرْةٌ

 

في دَفْها سَعَةٌ قُدَّامَها مِيلُ

وجِلْدُها مِنْ أُطومٍ لا يُؤَيِّسُهُ

 

طَلْحٌ بضاحِيَةِ المَتْنَيْنِ مَهْزولُ

حَرْفٌ أخوها أبوها مِن مُهَجَّنَةٍ

 

وعَمُّها خالُها قَوْداءُ شْمِليلُ

يَمْشي القُرادُ عَليْها ثُمَّ يُزْلِقُهُ

 

مِنْها لِبانٌ وأقْرابٌ زَهالِيلُ

عَيْرانَةٌ قُذِفَتْ بالنَّحْضِ عَنْ عُرُضٍ

 

مِرْفَقُها عَنْ بَناتِ الزُّورِ مَفْتولُ

كأنَّما فاتَ عَيْنَيْهاومَذْبَحَها

 

مِنْ خَطْمِها ومِن الَّلحْيَيْنِ بِرْطيلُ

تَمُرُّ مِثْلَ عَسيبِ النَّخْلِ ذا خُصَلٍ

 

في غارِزٍ لَمْ تُخَوِّنْهُ الأحاليلُ

قَنْواءُ في حَرَّتَيْها لِلْبَصيرِ بِها

 

عَتَقٌ مُبينٌ وفي الخَدَّيْنِ تَسْهيلُ

تُخْدِي عَلَى يَسَراتٍ وهي لاحِقَةٌ

 

ذَوابِلٌ مَسُّهُنَّ الأرضَ تَحْليلُ

سُمْرُ العَجاياتِ يَتْرُكْنَ الحَصَى زِيماً

 

لم يَقِهِنَّ رُؤوسَ الأُكْمِ تَنْعيلُ

كأنَّ أَوْبَ ذِراعَيْها إذا عَرِقَتْ

 

وقد تَلَفَّعَ بالكورِ العَساقيلُ

يَوْماً يَظَلُّ به الحِرْباءُ مُصْطَخِداً

 

كأنَّ ضاحِيَهُ بالشَّمْسِ مَمْلولُ

وقالَ لِلْقوْمِ حادِيهِمْ وقدْ جَعَلَتْ

 

وُرْقَ الجَنادِبِ يَرْكُضْنَ الحَصَى قِيلُوا

شَدَّ النَّهارِ ذِراعا عَيْطَلٍ نَصِفٍ

 

قامَتْ فَجاوَبَها نُكْدٌ مَثاكِيلُ

نَوَّاحَةٌ رِخْوَةُ الضَّبْعَيْنِ لَيْسَ لَها

 

لَمَّا نَعَى بِكْرَها النَّاعونَ مَعْقولُ

تَفْرِي الُّلبانَ بِكَفَّيْها ومَدْرَعُها

 

مُشَقَّقٌ عَنْ تَراقيها رَعابيلُ

تَسْعَى الوُشاةُ جَنابَيْها وقَوْلُهُمُ

 

إنَّك يا ابْنَ أبي سُلْمَى لَمَقْتولُ

وقالَ كُلُّ خَليلٍ كُنْتُ آمُلُهُ

 

لا أُلْهِيَنَّكَ إنِّي عَنْكَ مَشْغولُ

فَقُلْتُ خَلُّوا سَبيلِي لاَ أبالَكُمُ

 

فَكُلُّ ما قَدَّرَ الرَّحْمنُ مَفْعولُ

كُلُّ ابْنِ أُنْثَى وإنْ طالَتْ سَلامَتُهُ

 

يَوْماً على آلَةٍ حَدْباءَ مَحْمولُ

أُنْبِئْتُ أنَّ رَسُولَ اللهِ أَوْعَدَني

 

والعَفْوُ عَنْدَ رَسُولِ اللهِ مَأْمُولُ

وقَدْ أَتَيْتُ رَسُولَ اللهِ مُعْتَذِراً

 

والعُذْرُ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ مَقْبولُ

مَهْلاً هَداكَ الذي أَعْطاكَ نافِلَةَ

 

الْقُرْآنِ فيها مَواعيظٌ وتَفُصيلُ

لا تَأْخُذَنِّي بِأَقْوالِ الوُشاة ولَمْ

 

أُذْنِبْ وقَدْ كَثُرَتْ فِيَّ الأقاويلُ

لَقَدْ أقْومُ مَقاماً لو يَقومُ بِه

 

أرَى وأَسْمَعُ ما لم يَسْمَعِ الفيلُ

لَظَلَّ يِرْعُدُ إلاَّ أنْ يكونَ لَهُ مِنَ

 

الَّرسُولِ بِإِذْنِ اللهِ تَنْويلُ

حَتَّى وَضَعْتُ يَميني لا أُنازِعُهُ

 

في كَفِّ ذِي نَغَماتٍ قِيلُهُ القِيلُ

لَذاكَ أَهْيَبُ عِنْدي إذْ أُكَلِّمُهُ

 

وقيلَ إنَّكَ مَنْسوبٌ ومَسْئُولُ

مِنْ خادِرٍ مِنْ لُيوثِ الأُسْدِ مَسْكَنُهُ

 

مِنْ بَطْنِ عَثَّرَ غِيلٌ دونَهُ غيلُ

يَغْدو فَيُلْحِمُ ضِرْغامَيْنِ عَيْشُهُما

 

لَحْمٌ مَنَ القَوْمِ مَعْفورٌ خَراديلُ

إِذا يُساوِرُ قِرْناً لا يَحِلُّ لَهُ

 

أنْ يَتْرُكَ القِرْنَ إلاَّ وهَوَمَغْلُولُ

مِنْهُ تَظَلُّ سَباعُ الجَوِّضامِزَةً

 

ولا تَمَشَّى بَوادِيهِ الأراجِيلُ

ولا يَزالُ بِواديهِ أخُو ثِقَةٍ

 

مُطَرَّحَ البَزِّ والدَّرْسانِ مَأْكولُ

إنَّ الرَّسُولَ لَنورٌ يُسْتَضاءُ بِهِ

 

مُهَنَّدٌ مِنْ سُيوفِ اللهِ مَسْلُولُ

في فِتْيَةٍ مِنْ قُريْشٍ قالَ قائِلُهُمْ

 

بِبَطْنِ مَكَّةَ لَمَّا أسْلَمُوا زُولُوا

زالُوا فمَا زالَ أَنْكاسٌ ولا كُشُفٌ

 

عِنْدَ الِّلقاءِ ولا مِيلٌ مَعازيلُ

شُمُّ العَرانِينِ أبْطالٌ لُبوسُهُمْ

 

مِنْ نَسْجِ دَأوُدَ في الهَيْجَا سَرابيلُ

بِيضٌ سَوَابِغُ قد شُكَّتْ لَهَا حَلَقٌ

 

كأنَّها حَلَقُ القَفْعاءِ مَجْدولُ

يَمْشونَ مَشْيَ الجِمالِ الزُّهْرِ يَعْصِمُهُمْ

 

ضَرْبٌ إذا عَرَّدَ السُّودُ التَّنابِيلُ

لا يَفْرَحونَ إذا نَالتْ رِماحُهُمُ

 

قَوْماً ولَيْسوا مَجازِيعاً إذا نِيلُوا

لا يَقَعُ الطَّعْنُ إلاَّ في نُحورِهِمُ

 

وما لَهُمْ عَنْ حِياضِ الموتِ تَهْليلُ

   Altınoluk Dergisi

 

   manahaber.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden
   sorumlu değildir.

 

Paylaş :

Diğer Haberler
Güzel Gören Güzel Düşünür
Kafaya Bak! "Öğrenciler Namazın Nasıl Kılındığını Görmesin!"
Avrupa’nın En Büyük Bilimsel İslam Kütüphanesi
Sultan Abdülhamid'in Statükosunu Çiğnemek İstiyorlar
Norveç'te İslam Hızla Yayılıyor
Arapça Kitap Fuarı Devam Ediyor
4. Arapça Kitap Fuarı Başladı
Arapça Kitap Fuarı Açılıyor!..
100 Siyasetname Tercüme Edilecek
Hadis Düşmanlarına Tokat Gibi Cevap
Türkistan'a Yeni Şekil
Diyarbakır’a İslam Bilim Müzesi
2 Yılda Hazırlandı...
Eski Ramazanlar, Yeni Ramazanlar
Selanik'e İslam Sanatları Müzesi
Diyanet Akademisi Geliyor!
Nusaybin'in UNESCO Adayı Camisine Ziyaretçi Akını
Slovenya’da İlk Minareli Cami
Mimar Sinan'ın Bosna'daki Drina Köprüsü
Ziyaretçi Sayısı 2 Milyonu Geçti
Güneydoğu'nun 'Çok Dilli' Kütüphanesi Büyüyor
Yeryüzü Nura Boğuldu O Gece!..
Farklı Anlayışları Birbirine Karşı Kışkırtıyorlar!..
Suudi Arabistan'dan Radikalizme Karşı Kitap
Sorunların Çözümünde Şûranın Rolü
Şam Arşivleri Batılılara Peşkeş mi Çekiliyor?
'Çukurova'nın Ayasofyası' da İbadete Açılacağı Günü Bekliyor...
Kur'an Ceza Hukukunun Rahmet Boyutu
Üç Asırlık 'Yalnız' Minare!..
İmam-ı Azam Ebu Hanife Numan Bin Sabit
Ramazanda Rengarenk Bir Semt
Selimiye Camisi'nin Manevi Şifreleri!..
Selimiye Camisi'nde Ramazan Sürprizi!..
Dünyanın En Güzel 5 Bahçesi!..
Yangından 100 Yıl Sonra İbadete Açıldı!..
  YAZARLAR
  GAZETE 1. SAYFALAR
  ÖNE ÇIKANLAR
  TARİHTE BUGÜN
15 Kasım 1967
Kıbrıs'ta Rum'lar, Türk köylerine saldırmaya başladı. ...
15 Kasım 1979
Haydarpaşa'da, Yunan şilebi ile çarpışan Romen tankeri infilak ...
15 Kasım 1980
Halkbilimci ve dinler tarihi araştırmacısı Sedat Veyis Örnek öldü. ...
15 Kasım 1983
Kıbrıs Türk Halkı, "self-determinasyon" hakkını kullandı. ...
 
  SON DAKİKA
» İslâm Bilimle Asla Çatışmaz!..
» Kıyamet Alametleri Tek Tek Çıkıyor!
» Güzel Gören Güzel Düşünür
» Kafaya Bak! "Öğrenciler Namazın Nasıl Kılındığını Görmesin!"
» Avrupa’nın En Büyük Bilimsel İslam Kütüphanesi
» Yakın Geleceğin Gözde Meslekleri!..
» En Kıymetli Su: Zemzem
» Sultan Abdülhamid'in Statükosunu Çiğnemek İstiyorlar
» Bağırsaklarla İlgili Enteresan Tesbit
» Norveç'te İslam Hızla Yayılıyor
» Dinin Tarifi ve Mahiyeti
» Bu, Müslümanların İlme Verdiği Değeri Gösteriyor
» Sedanur'u Bulan Ekipten Yürek Dağlayan Sözler
» Ürdün'den Mısır ve Irak'a Ekonomik Çağrı!
» Diyanet Aileleri Uyardı
  PARA PİYASALARI
    Alış Satış
  USD % tle>Sayfa untuleneme
  EUR % tle>Sayfa G runtuleneme
  HAVA DURUMU
İstanbul 11 ° C./ 9 ° C.
Ankara 6 ° C./ -6 ° C.
İzmir 20 ° C./ 4 ° C.
  NAMAZ VAKİTLERİ
 
  GÜNÜN FOTOĞRAFI    Hepsini gör
  HARİTA

Haritayı Daha Büyük Görüntüle
  SON 24 SAAT
Copyright © 2008 - MANA HABER. Her Hakkı Saklıdır.  
manahaber.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
Sitemizde yayınlanan yazı, resim, grafik, ses ve görüntüler, ancak izin alındıktan sonra, kaynak gösterilerek ve link verilerek yayımlanabilir.