timberland outlet polos lacoste mbt baratos nike roshe run ghd outlet hollister madrid nike outlet nike huarache joyas pandora Gafas ray ban ray ban baratas ralph lauren espa?a gafas oakley nike sb baratas new balance baratas nike free baratas boligrafos montblanc air jordan ireland new balance ireland

timberland outlet polos lacoste mbt baratos nike roshe run ghd outlet hollister madrid nike outlet nike huarache joyas pandora Gafas ray ban ray ban baratas ralph lauren espa?a gafas oakley nike sb baratas new balance baratas nike free baratas boligrafos montblanc air jordan ireland new balance ireland

26 Mart 2019 Salı
21:36
Dünya   Önceki Haber     |     Sonraki Haber       |      ANA SAYFA
Hızlı Yazdır! Hızlı Yazdır        
Yazı boyutunu:    

Tarih/Saat: 1 Aralık 2018 Cumartesi, 15:10:14

Dinimiz İslamda En Temel İnsan Hakları

İslam; yaratılmışların en şereflisi ve en mükemmeli olan insana, çok büyük değer ve önem vermiştir. Çünkü insan, Allahü Teâlânın yeryüzündeki halifesi ve dininin uygulayıcısıdır. İslama göre insan, -yerine göre- meleklerden bile üstün olabilir.

Çünkü insan, meleklerin ve hayvanların tersine; bünyesinde iki zıt kuvvet bulundurmaktadır. Bu kuvvetlerden birisiyle yerine göre melekleri bile imrendirecek bir seviyeye çıkabilmekte, diğer kuvvetle de tam tersine aşağıların en aşağısı olabilmektedir. İnsan hakkında en doğru ve en net bilgileri ancak İslam dininden öğrenebiliriz. İslam dininin insan hakkında vermiş olduğu bilgilere, bugünün bilim ve teknolojisi henüz ulaşabilmiş değildir.

Allah-ü Teâlâ, bu kadar değer verdiği insanı, en güzel şekilde yaratmıştır. Bu hakikat, âyet-i kerimede şöyle ifade buyurulmaktadır: “Muhakkak ki Biz, insanı en güzel surette yarattık.” (Tin 4) Evet görünüş olarak insan, bütün yaratılmışların en güzelidir. Vücut organları arasındaki uyumu, düşünebilmesi, iyiyle kötüyü, güzelle çirkini, doğruyla yanlışı ve hayırla şerri birbirinden ayırt edebilmesiyle insan, bütün harikaları bünyesinde toplamış bir varlıktır. Bütün kâinat, canlısıyla cansızıyla insanın emrine âmâde edilmiş ve insana onlar üzerinde tasarruf kabiliyeti bahşedilmiştir. İnsan ise; Allah-ü Teâlâ'ya ibadet etmek için yaratılmıştır.

Yüce İslam dini; bu kadar değer verdiği insanın, mutlu ve onurlu bir hayat yaşayabilmesi için, beş temel varlığını (hakkını) koruma altına almak istemiştir. Bunlar; din, can, akıl, nesil ve mal. Çünkü bu haklar ihlal edildiği taktirde, kişisel güvenlik de toplumsal huzur da tehdit altına girer. Bu temel haklar, bütün insanlar için geçerlidir. Bu haklar konusunda, Müslüman ve gayr-ı müslim arasında fark gözetilmez. Zira insan, ancak bu haklarını muhafaza edip yaşayabilirse, insanlık şerefini koruyabilir. Şimdi bu temel hakları kısa kısa ele alalım:

1- Dinin korunması. İlk insan ve ilk Peygamber olan Babamız Âdem aleyhisselamdan beri yeryüzünde yaşamış olan bütün insanlar ve bütün toplumlar, mutlaka bir şeye inanmışlar ve bu inançları gereği bir din edinmişlerdir. Çünkü bir şeye inanmak, insanın fıtratında bulunan bir duygudur. İnsanlar, bu duyguyu tatmin ve bu boşluğu doldurmak için -hak veya bâtıl- mutlaka bir şeye inanmışlardır. Hiç şüphe yok ki Yüce Allah celle celalüh, insanoğluna hep peygamberler ve kitaplar göndererek onları hak olan dine davet etmiştir.

Ancak Yüce Allah bu konudaki uyarıcı ve ikna edici delilleri de bildirmekle birlikte, insanları akıl ve iradeleriyle serbest bırakmıştır. Herkes hür iradesini ve aklını kullanarak kendi tercihini yapma özgürlüğüne sahiptir. Bu konuda Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor: “De ki; işte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin!” (Kehf 29) İman -mesela namaz gibi- fiilî değil, kalbîdir. Yani Allah-ü Teâlâ'ya ve O'nun gönderdiği dinî esaslara inanıp tasdik etmek şarttır. Bunun için bir kimse; kalbiyle tasdik etmeden, hayatı boyunca Müslümanların yaptığı ibadetleri yapsa, Allah katında mümin sayılmaz.

Bu itibarla Müslüman olmayanları zorla İslam'a getirmeğe çalışmak, fayda vermeyeceği gibi münafıklık ve iki yüzlülüğün çoğalmasına da sebep olacağından zarar getirir. Eğer Yüce Allah istemiş olsaydı bütün insanlar Müslüman olurdu ve buna hiçbir kimse itiraz edemezdi. Bununla ilgili olarak Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Eğer senin Rabbin dileseydi, dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi. Ama O, bunu irade etmedi. Şimdi Sen mi, imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın?” (Yûnus 99) Başka bir âyet-i kerimede de şöyle buyuruluyor: “Sizin dininiz size, benim dinim bana...” (Kafirun 6)

Ensar'dan Husayn ismindeki bir zatın iki gayr-ı müslim oğlu vardı ve bir türlü Müslüman olmaya yanaşmıyorlardı. Babaları ise, onları zorla müslümanlaştırmak istiyordu. Bunun üzerine şu âyet-i kerime nâzil oldu: “Dinde zorlama yoktur. Doğru yol sapkınlıktan, hak bâtıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim, tâğutu reddedip Allah'a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah herşeyi işitir, bilir.” (Bekara 256)

İslam toplumunda yaşayan ve İslam kanunlarına boyun eğen gayr-ı müslimlere de tam bir din hürriyeti tanındığını, Peygamber Efendimiz döneminde de sonraki dönemlerde de görüyoruz. Özellikle Ömer bin Abdülaziz Hazretlerinin döneminde, İslam'ın yüksek müsamahasına hayran kalıp Müslüman olan çok Hıristiyan ve Yahudi vardır. Yine Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesi, Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebini yok olmaktan kurtarmıştır. Çünkü ortodokslar, katoliklerin baskısıyla yok olmaya yüz tutmuşlardı. İslam'ın bu hoşgörüsü, onların İslam toplumunda yüzyıllarca hiçbir hakları ihlal edilmeden yaşamalarına vesile oldu. İşte İslamiyet'in insanlığa bahşettiği din özgürlüğü, bu kadar etkili ve bu kadar gerekli bir insan hakkıdır. Bu arada unutmayalım ki, biz Müslümanlar; Dinimizi; -korumak istiyorsak- onu; bidat ve hurafelerden uzak olarak, dosdoğru bir şekilde yaşayıp canlı tutmalıyız.

2- Canın korunması. İslam dini, temelde bütün insanların hayat hakkını güvence altına almış ve uygulamada gerçekleştirilmesi için çeşitli tedbirler öngörmüştür. Yüce dinimizin insan hayatına verdiği değeri anlayabilmek için, Kuran-ı kerimin şu âyet-i kerimesine kulak vermek yeterlidir: “Kim, katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir kişinin hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” (Mâide 32)

Bu emir gereği haksız yere insan öldürmek yasaklanırken; “öldüren, öldürülür!” hükmü de getirilmiştir. Bununla ilgili olarak Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Öldürülen kimseler hakkında size kısas farz kılındı.” (Bekara 178) Başka bir âyet-i kerimede de kasten bir mümini öldürmenin -uhrevî- cezası şöyle bildiriliyor: “Kim, bir mümini kasden öldürürse, onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa 93)

Bunun için insan; başkasının canını tehlikeye atacak fiillerde bulunamayacağı gibi, kendi canını da tehlikeye atamaz. Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki: “Kendinizi öldürmeyin, Allah size çok merhametlidir.” (Nisa 29) ve “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!” (Bakara 195) Bunun için Dinimiz, intihar etmeyi de kesin olarak günah saymış ve yasaklamıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Kendini boğarak öldüren kimse, cehennem içinde kendini boğup duracaktır. Kendini vuran kimse, cehennemde kendini vurup duracaktır.” (Buhari 1299)

Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden de anlaşıldığı gibi; intihar etmek veya haksız yere bir insanın canına kıymak çok büyük bir cürümdür. İslam dinine göre şirkten sonra en büyük günah adam öldürmektir. Adam öldürmenin Allah'a ortak koşmaktan sonra en büyük günahlardan sayılması, İslam dininin insan hayatına vermiş olduğu değeri açıkça göstermektedir. Demek ki mümin; hiçbir zaman etkisinde kaldığı dünyevî bir hâdisenin zorluğuna tahammül edemeyip böyle büyük bir günahı işlemeye asla teşebbüs etmemelidir. Çünkü dünya fani, sıkıntılar ise, geçicidir.

3- Aklın korunması: Sadece insana verilen ve onu kâinattaki diğer canlılardan üstün kılan en büyük nimet akıldır. Akıl, ilmin kaynağı ve köküdür. İlim de, aklın semeresi ve meyvesidir. Bunun için Yüce dinimiz İslam; içki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, hurafeler ve benzeri akla zarar veren ve zihni körelten şeyleri yasaklamış ve bu yasağı çiğneyenler için cezalar koymuştur. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Ey iman edenler şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”(Maide, 90) Dinimiz; akıl sağlığını tehlikeye sokan stresin hafifletilmesine çok faydalı olan; yardımlaşma, dayanışma, hasta ziyareti ve ölünün âilesine taziyede bulunmayı da tavsiye etmiştir. Dinimiz ayrıca, -aklı geliştiren ve zihni zinde tutan- okumayı emredip araştırmayı teşvik etmiştir.

4- Neslin korunması: Neslin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi; toplumun temel taşı olan ailenin kurulmasıyla yani evlilikle mümkündür. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin!” (Nur 32) Nikâh akdine dayanan evlilik kurumu, İslam toplumunun esasını teşkil etmektedir. Evlilik dışı ilişkilerin; zinanın ve fuhuşa yaklaştırıcı şeylerin yasaklanması; neslin sağlıklı bir şekilde korunması içindir. İslâmiyette haremlik-selâmlık uygulaması ve mahrem-namahrem düzenlemesi de bu gayeye matuftur. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra 32)

5- Malın korunması: İslamiyet; çalışmayı, üretmeyi, ticareti, ziraati, hayvancılığı teşvik eder. Zekâtı, sadakayı ve yardımlaşmayı emreder. Hırsızlığı, haram yemeyi, aldatmayı, dolandırıcılığı, hilekârlığı, rüşveti, faizi, kumarı ve israfı yasaklar. Hırsızlık yapana ağır ve caydırıcı ceza uygular. Çünkü kişinin alınteri olan malı korunmazsa; anarşi çıkar ve toplumda huzur kalmaz. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki: “Kim bir başkasının malını haksız yere aşırırsa, ötede Allah'ın gazabıyla karşılaşır.” (İ. Ahmed, Müsned 1/416) Efendimiz aleyhisselam, Vedâ hutbesinde de şöyle buyurmuştur: “Ey İnsanlar! Canlarınız mallarınız ve namuslarınız; Rabbinize kavuşacağınız güne kadar kutsaldır ve dokunulmazdır. Tıpkı bu (Arefe)gününüz, bu (Zilhicce) ayınız ve bu (Mekke) beldenizin kutsal ve dokunulmaz olduğu gibi.” (Buhari 1652) (Mehmet Can)

   sefkatyayincilik.com

 

   manahaber.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden
   sorumlu değildir.

 

Paylaş :

Diğer Haberler
31 yıllık Acı: Halepçe!..
Almanlar: Müslüman Başbakanı Tartışıyor
İmran Han: Keşmir Sorununu Çözen Nobel'e layıktır!..
Yemen'de 24.4 Milyon Kişi Aç!..
Belçika'da Yaşayan Türklerin Evlenme Sorunu
Madde Madde Fransa'daki Sarı Yelekliler İsyanı
NYT: "En Büyük Adaletsizlik Onlara Uygulanıyor!.."
Alan Kürdi'nin Halasından Çarpıcı Sözler
Çinden Hacılara Skandal Uygulama!
Hac Sloganı: Dünya Kraliyetin Kalbinde
Katarlı Müslümanlara Hac ve Umre Engeli
Çavuşoğlu: Kudüs'e Askeri Güç Gidecek!..
Dinmeyen Yara: Kudüs
BM'den Arakan için 'soykırım' tanımı
Arap Birliği'nden flaş 'Kudüs' hamlesi!
"Filistin Devleti Sina'da Kurulsun" Teklifine Tepki!..
Yunanistan Lozan'ı Deldi!..
Lübnan Başbakanı Saad El- Hariri İstifa Etti
700 Muhacirin Kaldığı Bölge Su Altında Kaldı
Müslümanlara Yapılan Baskı ve Şiddet Kabul Edilemez
Arakan'ın Asıl Mağduru Onlar
Bremen Fatih Camii'ne Çirkin Saldırı!..
Kolombiya'nın 52 Yıllık Savaşı Bitti
Suudi Arabistan'dan Hac Açıklaması
Körfez Krizi Siyonist Projeye Hizmet Ediyor
Kutsal Topraklarda Terör Operasyonu
'Türkiye İslam Ülkelerine Barış Getirmeli'
Londra'da Teravihten Çıkan Müslümanlara Saldırı Düzenlendi!..
Hamas ve Karadavi Nasıl Terörist Olabilir!
Trump’tan Katar İçin Arabuluculuk Önerisi
Londra'da İslamofobik Nefret Suçlarında Artış!
Katar Krizinin Perde Arkası!..
Slovenya Camisinin Dikkat Çeken Mimarisi
250 bin Müslüman Mescid-i Aksa'da Namaza Durdu
Trump, Kudüs'ten Geri Adım Attı!..
  YAZARLAR
  GAZETE 1. SAYFALAR
  ÖNE ÇIKANLAR
  TARİHTE BUGÜN
26 Mart 1920
Wilson, Büyük Ermenistan kurulması hakkında nota verdi. ...
26 Mart 1922
Müttefikler, Sevr Antlaşması'nda bazı değişiklikler önerdi. ...
26 Mart 1931
Uluslararası ölçülerin kullanılmasını öngören kanun kabul edildi. ...
26 Mart 1942
Naziler Yahudiler`i Auschwitz toplama kampına göndermeye başladı. ...
 
  SON DAKİKA
» Tarihî Harran Ulu Camii 8 Asır Sonra İbadete Açılıyor!..
» Siirt Fıstığı İçin Müthiş Tesis!..
» Ayasofya'da Gıyabî Cenaze Namazı Kılındı!..
» 31 yıllık Acı: Halepçe!..
» İslam'da Zekâtın Yeri ve Önemi!..
» Almanlar: Müslüman Başbakanı Tartışıyor
» Çamlıca Camii'nde İlk Ezan Okundu
» İmran Han: Keşmir Sorununu Çözen Nobel'e layıktır!..
» İstanbul Havalimanı’nda 16 Bin Kişiye İş Fırsatı!
» Çamlıca Camii'nde İlk Ezan Ne Zaman?
» İslam ve Müslümanlar Arasındaki Çelişki
» Kaza ve Kadere İmanın Mahiyeti
» Âhirete İnanmayanın Vay Haline
» Aileyi Kurtaralım!..
» Yemen'de 24.4 Milyon Kişi Aç!..
  PARA PİYASALARI
    Alış Satış
  USD % le>Sayfa G ntulenemed
  EUR % le>Sayfa Go untulenemed
  HAVA DURUMU
İstanbul /
Ankara /
İzmir /
  NAMAZ VAKİTLERİ
 
  GÜNÜN FOTOĞRAFI    Hepsini gör
  HARİTA

Haritayı Daha Büyük Görüntüle
  SON 24 SAAT
Copyright © 2008 - MANA HABER. Her Hakkı Saklıdır.  
manahaber.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
Sitemizde yayınlanan yazı, resim, grafik, ses ve görüntüler, ancak izin alındıktan sonra, kaynak gösterilerek ve link verilerek yayımlanabilir.